18 Kasım 2015 Çarşamba

Pi

Hayat da bir daireydi. Herşey birbirine bağlıydı ve deneyimin ne kadar çeşitli olursa,yani dairen ne kadar büyük olursa, ortasından geçen çizgi yani izlediğin yol o kadar uzuyordu. Ya da yol ne kadar uzarsa dairen o kadar büyüyordu. Gittiğin yolla kapsadığın deneyim daima orantılıydı. Pi diyorlardı buna matematikçiler...
Öğrenilmesi gereken  sonsuz bilginin sonsuz rakamiydi Pi...Hayat gibi.

3 Ocak 2013 Perşembe


BU BLOĞU TAKİP ETMENİZ İÇİN 3 NEDEN…

Sosyal medya’nın 2012 yılında patlaması ile Yüksek Lisans programlarıda bünyelerine bunu ders olarak aldılar. Sosyal medya dersi hocamız Murat ERDÖR sayesinde  Facebook’tan Pinterest’e kadar tüm mecralarda bir hesabım var. Hatta final ödevim nedeni ile artık bir blog yazarıyım.
1-İşte bu yazdığım blog ne kadar okunur, beğenilir ve paylaşılırsa ödevden o kadar yüksek not alacağım.
2-Aynı zamanda ‘Derin Konular’ bloğunda  paylaştığım yazıların sizin ufkunuzu açacağını düşünüyorum :)
3- En önemlisi aşağıdaki videoda da göreceğiniz gibi, Sosyal Medya hocam Murat ERDÖR bu bloğu çok beğenmiş ve yüksek tavsiyelerde bulunmuştur :)
Hocam, sayenizde çok keyifli ve güzel bir ders geçirdik. Katkılarınızdan dolayı çok teşekkürler …

25 Aralık 2012 Salı

ALİ POYRAZOĞLU’NUN GENÇ ALİ’YE MEKTUBU

Ali Poyrazoğlu, 3o yaşına bir mektup yazmış ve o yaştaki Ali’ye bazı tavsiyelerde bulunmuş. Meri  İstiroti’nin kitabında Poyrazoğlu,  kendi gençliğine şöyle demiş;
''….bazen insanın yönetemediği,beceriksiz kaldığı durumlar olur. Hem iş hayatı, hem özel hayatı, hem de aşk hayatında geçerlidir bu. İşte bununla başa çıkmanın yolu da yine ertelememek, pişman olmamak ve korkak olmamaktır. Yaşamda gerçek aşkla karşı karşıya kalmak, onun hazzını yaşamak, iş hayatında çok başarılı olmak istiyorsan mutlaka risk almayı ve riski yönetmeyi bilmesin. Onun için sana ‘daha fazla risk al ve risk alırken iyi bir plan ve program yap’ diyorum.’’
Kitabın bir başka yerinde ise yine kendisine, çok beğendiğim şu sözlerle seslenmiş;
‘’Mutlaka kendinden iki, hatta üç insan çıkar. Başka bir konuda da ustalığa yaklaşan bir bilgi sahibi ol. Mimar mısın, aynı zamanda büyük bir Osmanlı tarihçisi ol. Oyuncu musun, kendinden bir sosyolog da çıkar……’’
Keyifle okudum. Sizinle paylaşmak istedimJ

21 Aralık 2012 Cuma

HASTALIKLARIN ZİHİNSEL NEDENLERİ



HER HASTALIK İYİLEŞTİRİLEBİR…
Kolay kolay hasta olmayan ben, 2012 yılını hastalıklarla geçirdim. Gerek  medyada, gerek çevremde her hastalığın zihinsel bir nedeni olduğu ile ilgili görüşler olunca, bende merak ettim araştırdım.
Bu konu ile ilgili Louıse L. Hay bir araştırma yapmış ve bunları bir kitapta toplamış. Kitabında diyor ki ;
Hayatımızdaki tüm deneyimler gibi, hastalıklarımızı da kendi düşünce kalıplarımızla yaratırız. Ulaştığımız her sonucun temelinde ve gelişiminde bir düşünce kalıbı yatar. Bu nedenle, bir hastalığı kalıcı bir biçimde ortadan kaldırabilmek için önce onu yaratan zihinsel nedeni çözüp halletmemiz gerekir.
 Louise L. Hay, bugün milyonlarca kişi için vazgeçilmez bir rehber haline gelen bu eserinde, tüm hastalıkları yaratan zihinsel nedenleri ve iyileşmemizi sağlayacak düşünce modellerini açıklıyor. Kendi kanser hastalığını da bu olağanüstü yöntemle iyileştiren yazarın mesajı çok açık: “Eğer gerekli zihinsel çalışmayı yapmaya hazırsak, hemen her hastalık iyileştirilebilir.”
Ben geçirdiğim hastalıkların zihinsel sebeplerine bakınca, açıkcası sonuçların doğru olduğunu düşündüm.
Aşağıda hastalıklar ve sebeplerinden oluşan uzun bir liste var.
Kafanıza bir şey takmayın, sağlıkla kalın J

ADET BOZUKLUKLARI: Kadinligi reddetme
AGIZ RAHATSIZLIKLARI: Yeni fikirleri icine almayi reddetme, ofke ve intikam
AGRILAR: Sevgi ve destek bulma ozlemi
AIDS: Kendini savunmasiz ve umutsuz hissetme, kendinden vazgecme
AKCIGER: Hayati icine alma kapasitesi
ALLERJILER: Kime karsi alerjiniz var? Kendi gucunu yadsima
ALKOLIZM: Yetersizlik duygusu
ALZHEIMER: Dunyayi oldugu gibi kabul etmeyi reddetme,caresizlik ,ofke
ANEMI: Evet, ama tutumu. Hayattan korkma
APANDISIT: Hayattan korkma. Akisin onunu kesme.
ARTRIT: Cezalandirma arzusu, sevilmedigini hissetme,
ASTIM: Bogucu sevgi
ATES: Yakici Ofke
AYAKLAR/ BACAKLAR: Gelecek, ilerleme korkusu
BAGIRSAKLAR: Ozumseme, cikarip atamama, eskiyi birakamama
BASUR: Gecmise duyulan ofke, son teslim tarihi, yetistirememe korkusu
BAS AGRILARI: Kendini elestirme. Korku
BAS DONMESI: Kararsizlik, daginik dusunme
BAYILMA: Basa cikamayip birakma
BEYIN FELCI: Aileyi bir sevgi eylemi icinde birlestirme
BEYIN TUMORU: Inatcilik. Eski dusunce kaliplarini degistirmeyi reddetme
BOGAZ: Ifadenin yolu. Yaraticilik kanali
BOYUN: Farkli bakis acilarini reddetme, boyun egmezlik, inatcilik
BOBREK: Hayal kirikligi, utanc, basarisizlik
BRONSIT: Huzursuz aile ortami
BURUN: Kendini tanimayi, kabullenmeyi temsil eder
CILT/DERI: Bireyselligimizi temsil eder
CILTTE BEYAZ BASLI: Cirkinligi gizleme
CILTTE SIYAH BASLI: Kucuk ofke patlamalari
CENE: Ofke, icerleme, intikam
DALAK: Sabit fikir
DEPRESYON: Sahip olma hakki olmadigindan duyulan kizginlik,umutsuzlu k
DIS-DIS ETI: Kararlarindan sevinc duymama ve kararsizlik
DIZ: Gurur, kibir ve egoyu temsil eder
DUSUK: Gelecek korkusu, simdi degil-sonra duygusu
EKLEMLER: Hayattaki yon degisIkliklerine uyum
EL : Tutma, kavrama, basa cikma
ENFEKSIYON: Sinirlenme, ofke, sIkinti
GASTRIT: Belirsizlik, kaygi, kimi hazmedemiyorsunuz?
GOZLER: Gecmisi, simdiyi ve gelecegi berrak gorebilme
GRIP: Kitle olumsuzluk ve inanclarini benimseme, istatistiklere iananma
GUATR: Kendini engellenmis hissetme, kendini kurban gorme
KEKELEME: Aglamasina izin verilmeme, ifade eksIkligi
KEMIK SORUNLARI: Otoriteye karsi baskaldiri
KANSER: Derin bir incinme,uzun sureli kizginlik,yiyip bitiren sir,uzuntu
KARACIGER: Ofkeler ve ilkel duygularin deposu
LENFOMA: (HODGKIN) Yeterince iyi olamama konusunda buyuk korku
IDRAR YOLU ENF: Karsi cinsten birine yada sevgiliye kizginlik, suclama
ISHAL: Korku, reddetme, kacis
KALP RAHATSIZLIKLARI: Sevincten yoksunluk, kendini yalniz hissetme
KALP KRIZI: Para yada mevki ugruna nese ve sevinci yok etme
KOLESTEROL: Mutluluk kanallarinin tikanmasi
KOLIT: Guvensizlik, bitmis olani birakamama
KULAK AGRILARI: Duymak istememe, tartisan anne baba
KULAK CINLAMASI: Ic sesini isitmeme, dinlemeyi reddetme
LARENJIT: Konusamayacak kadar cok kizmis olma, otoriteye icerleme
LOSEMI: Ilhami vahsi bir bicimde yok etme.-Ne anlami var ki?
MENAPOZ: Artik arzu edilen biri olmadigi endisesi
MEME RAHATSIZLIKLARI: Asiri annelik, kendini beslemeyi reddetme
MIDE RAHATSIZLIKLARI: Yeni fikir ve deneyimleri sindirememe, korku
MIGREN: Kusursuz olma istegi ile kendi uzerinde baski, cinsel korkular
MULTIPLE SKLEROZ: Zihinsel katilik, korku
OMURGA: Hayatin deneyimlerini neseyle tasima yetenegi, akisa guven
OMUZ: Hayati tasima yada yuk olarak algilama
OSTEOPOROZ: Hayatta artik hicbir destegi kalmadigina inanma
PARKINSON: Korku ile herkesi ve her seyi kontrol altinda tutma istegi
BAS PARMAK: Zeka ve endise
ISARET PARMAGI: Ego ve korku
ORTA PARMAK: Ofke ve cinsellik
YUZUK PARMAGI: Birlesmeler ve keder
SERCE PARMAK: Aile ve ustlenen roller
PROSTAT: Erkekligi zayif dusuren korkular, yaslanma inanci
ROMATIZMA: Kendini aldatilmis, kurban hissetme
SAFRA KESESI TASLARI: Kati dusunceler, suclama,kibir
SEDEF HASTALIGI: Kendi duygularini uyusturma, yakma
SINUZIT: Yakin bir kisiye sinirlenme, cogunlukla aile, kardes
SIYATIK: Para ve gelecek icin endise
SEKER HASTALIGI: Keske, hayatin hic tadi yok ki
YUKSEK TANSIYON: Uzun sureli cozulmemis duygusal sorun
DUSUK TANSIYON: Cocukken yeterince sevgi gormeme-nasil olsa ise yaramayacak
TIRNAK YEME: Dus kirikligi, anne baba inadi
UCUKLAR: Ofkeli sozcukleri kafada kurup, ifade etmeme
UR(TUMOR): Eski yaralar ve soklari besleme,pismanlik, vicdan azabi
VARIS: Nefret ettiginiz bir is yada yerde bulunma, tasiyamama
VEREM: Bencillik ve intikam duygulari ile eriyip gitme
YATAK ISLATMA: Ana-babadan ozellikle babadan korkma
YUZ FELCI: Ofke uzerinde asiri kontrol
ZATURRE: Umutsuzluk, iyilesmesine izin verilmeyen duygusal yaralar
ZONA: Asiri duyarlilik, korku ve gerilim

14 Aralık 2012 Cuma


BİR DELİ AĞAÇ

Pınar Kür, değişik yaşam hikayelerini  enteresan bir şekilde kesiştirerek kurgulamış bu kitabını. Kitabı 2008 yılında okumuş, çok etkilenmiş ‘işte herkesin bir hikayesi var’ demiştim.
Bu kitaptan sonra,yaşanan tecrübelerin insanların bugünkü davranışlarında ne kadar etkili olduğunu fark edip,daha sonraki sosyal ilişkilerimde daha önyargısız, hoşgörülü ve affedici bir tutum içine girip, tüm arkadaşlıklarıma sonsuz kredi ile başladım. Karşımdaki insanların davranışlarının, tepkilerinin benim ile ilgili olmadığını, geçmişten gelen tecrübelerinin bir uzantısı olduğunu fark ettim.
Önyargısız, hoşgörülü ve iyi niyetli yaklaşımlarımda karşı tarafa verdiğim krediyi bir çırpıda tüketenlerde oldu, hiç kullanmayanlarda. Fakat bu kitabı okuduktan sonra sadece bir şeyi eksik yorumlamış olduğumu anladım. Daha sonra okuduğum kitaplar, edindiğim tecrübeler bana şunu gösterdi ki affetmenin de bir sınırı var.  Karşındaki senin iyi niyetini anlamıyor, haddini bilmiyorsa anlayacağı dilde haddini bildireceksin. Kimisine tek bir laf etmeden arkanı dönüp giderek, kimisinin suratına bir tokat atarak, kimisini de bir ağız dolusu laf ederek hayatından çıkaracaksın. Bu bir arkadaş olur,komşu olur, çalışma arkadaşı veya sevgili olur fark etmez.
Kısacası; arkadaşlıklarına, ilişkilerine hoşgörülü, önyargısız başlayacaksın. Affedici olacaksın. Karşındaki anlamaya çalışacaksın. Ama ona verdiğin krediyi kötüye kullandığı anda, anlayacağı dilden cevabını vereceksin.



7 Aralık 2012 Cuma

YILDIZ YARALANMASI
Perihan Mağden’in son kitabı ‘Yıldız Yaralanması’.
Daha önce ‘Ali ile Ramazan’ ı ve ‘Anne biz kimden kaçıyorduk’ kitaplarını bir solukta okumuş çevremede tavsiye etmiştim.
Periğan Mağden'de beni en çok etkileyen şey, türkçeyi çok sade ve basit kullanırken, bir o kadar da dokunaklı ve etkileyici bir anlatımı başarıyor olması. Her iki kitabınıda bir solukta,heyecanla ve yüreğimde derin bir sızı ile okumuştum. Bu kitabını henüz bitiremedim. Diğer kitapları kadar hikaye beni içine çekmedi. Yinede sonunu merak ederek okumaya devam ediyorum.





DİNLE
Bu hafta okuduğum bir diğer kitapta, Cemalnur Sargut’un ‘Dinle’ kitabı. Kitabın arka kapağında şöyle yazıyor. ‘Tasavvuf, insanın içine yaptığı bir yolculuktur’.

Tasavvufa uzun zamandır ilgi duyan, özelliklede Şems-i Tebriz’i hayranı biri olarak, bu konu ile ilgili kitapları takip etmeye çalışıyorum. Tasavvufa giriş yapmak isteyenler için okunması kolay,soru-cevap şeklinde hazırlanmış, keyifli bir kitap.

3 Aralık 2012 Pazartesi

PROUST, AŞK, ŞEFKAT

Alain de Botton  ‘Proust yaşamınızı nasıl değiştirir’ kitabında şöyle der:
‘’ İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf aşık olmayan taraftır. ’’
Bununla ilgili Ahmet Altan’da şöyle bir yorumda bulunur:
‘’….. duygulara asıl renkleri veren,kendi içinde barındırdıklarından ziyade onların yanında duran başka duygulardır; en sevecen duygu olarak kabul edilen şefkat, sevilmemenin yanında ortaya çıktığında rengini değiştirip hakaret dolu bir teselliye dönüşür, saldırganlık terk edilmenin acısıyla birlikte belirdiğinde,artık o söylenemeyen bir aşırılık işaretidir’’
Yani; her kelimenin tek başına bir anlamı varsa da, içinde bulunduğun şartlar içinde farklı anlamlara bürünür. Başka kelimelerle yan yana gelince kendi anlamlarından sıyrılıp, başka şeyler ifade eder. Bazen de şefkat ve aşk gibi yan yana gelince hiçbir şey ifade etmez.
Eğer  kavgalı gürültü ayrılıklardan içten içe zevk alıyor, şefkat dolu ayrılıklardan korkuyor , kendi kendinize neden diye soruyorsanız işte cevabı Button’un yukardaki bu cümlesinde gizli.


Her şiddetli ayrılık aşk, sakin ayrılık ise biten aşk kokar.